04 Şubat, 2010

Beyaz Sevda

Beyaz Sevda

sen mapusta solan gülsün her yanın duvar
SEN AĞLAMA KAN OLUR BANA O YAŞLAR
sen hayatın küskünüsün acının suskunu

sen yayalada bir baharsın, tarlada rüzgar
içimde sana dair bembeyaz bir sevda var

sen torosta yağan karsın tarlada rüzgar
SAKIN ESME TOZ OLUR KAPANIR YOLLAR
sen eylemin yangınısın hayatın cılgını
tenimde sana dair ürpertiler var

sen munzurda akan çaysın yaylada bahar
SEN GÜLÜNCE GÜL AÇAR YİNE O DAĞLAR
sen sevincin dudağısın sevdanın sapağı
sazımda sana dair esintiler var

Yüreğim Kanıyor

Yüreğim Kanıyor

Sakin göllerin kuğusuyduk
Salınarak suyun yatağında
Yarılan ekmeğin buğusuyduk
Göğsüm daralıyor, yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle...
İkimiz birer yolcuyduk
Aynı ormanda kaybolmuş
Aynı çıtırtıya ürperen iki serçe
Hep aynı yerde karşılaşırdık
Tesadüf bu
Dedim ya!
Hiç yoktan susturuldu şarkımız
Göğsüm daralıyor
Yüreğim kanıyor
Bitmeseydi bizim öykümüz böyle
Olmasaydı sonumuz böyle
Dağlarda çoban ateşiydik
Dolanarak suyun yanağından
Ceylanın pınara inişiydik
Olmasaydı sonumuz böyle...

Ulu Tanrı'ya

ey sineği kanadıyla uçuran
ey kulları Sırat'ından geçiren
sevenlerin zikrindeki görünmez
bilgelerin fikrindeki görünmez
ey gülümü bana özgü yaratan
dallarını baharıyla donatan
ırmağa yaklaştım; akarak gitti
servi gözüyaşlı bakarak gitti
gece, tenha koydu beni dünyaya
kanlı çığlığımı duyurdum aya
acıdı halime gökte her yıldız
sabah, saçlarımı okşadı yalnız
güneş bile derman olmadı bana
son bir ümid ile yöneldim sana
boynumu kırdım da kapına geldim
garipler otağı yapına geldim
nerde gülüm, hayal hücresinde mi
mor salkımlı evin bahçesinde mi
ülkemde en güzel hakandır gülüm
beni bu ateşte yakandır gülüm
kanımın rengini taşır yüzünde
götür beni O'na, koyma güzünde
ey ayrının hasretini bitiren
ey yolcuyu sılasına yetiren
Ulu Tanrı, Ulu Sahip, Ulu Rab
Yardım eyle; ruhum harab; ten harab

Yakışmış Sana

Yakışmış Sana

Ne kadar kolaymış esirin olmak
Tesadüf eseri bakışmış sana
Sen derya olmuşsun ben coşkun ırmak
Sonrası çaresiz akışmış sana...

Kaçıncı kalbimi kırıp gidişin
Aldığın vebali günahı düşün
Adımı Mecnun'dan beter edişin
Leyla'dan daha çok yakışmış sana...

Bir gece aklına delin düşmedi
Yaktığın ateşe külün düşmedi
Yıllardır insafa yolun düşmedi
Merhamet ne kadar yokuşmuş sana...

İlk

Yanlış trenden indin seni şehrin aynasından geçirdiler
Sana baktım yıllarca hep aynı özlem penceresinden
Yürüyen ve kaçan yalın ve çocuksu özlem penceresinden
Denize karsı küçüle küçüle giden evleri
İnce ince karşılardın olağan karşılardın
Şen dünya içinde sen dünya içinde bir avuç şen dünyaydın sen

Bahar bilgisi güneş rengi at soluğu ve sen
Seni çağırıyorum geç gel ağlayan son bakireler içinden
Kadınlar taş heykeller gibi gelip gecer sarı kayalardan
Hangisine baksam sen kımıldar sen seslenirsin içerlerden
Çekil karşımdan sultanı cariyelerde aramak körlügü diyorum
Körlük güneşe ve gözlerime doğru gelen

Sen bir el uzanışıyla aydınlanan yeni ay mısın
Geyik resimleriyle kabarık her köşen
Geyik derisinde akan ilk nehir
Bir el uzanışıyla
İlk sokağın ağzında kaybolursan ağlayacağım
Leylaklarla akrepler gözlerine bakıp insan olurlarsa
Çocuk cennetinde günahların ilkini sen işliyorsun demektir Suna
Parlayan denizler gürültüsüz şiirler kapanan kapılar sana
gök taşlarını getiriyorlar
Seni sayıklıyor
Denemesi yanlış yapılmış ilk ok

Geçmiyor günler

Geçmiyor günler

burda çiçekler açmıyor
kuşlar süzülüp uçmuyor
yıldızlar ışık saçmıyor
geçmiyor günler geçmiyor.

avluda volta vururum
kah düşünür otururum
türlü hayaller görürüm
geçmiyor günler geçmiyor.

dışarıda mevsim baharmış
gezip dolaşanlar varmış
günler su gibi akarmış
geçmiyor günler geçmiyor.

gönülde eski sevdalar
gözümde dereler bağlar
aynadan hayalin ağlar
geçmiyor günler geçmiyor.

yanımda yatan yabancı
her söz zehir gibi acı
bütün dertlerin en gücü
geçmiyor günler geçmiyor

Riya

Riya

Sufiyim halk içinde tesbih elimden gitmez
Dilim ma'rifet söyler gönlüm hiç kabul etmez

Boynumda icazetim Riya ile taatım
Endişem ayrık yerde gözüm yolum gözetmez

Söylerim ma'rifeti saluslanırım katı
Miskinliğe dönmeye gönlümden kibir gitmez

Hoş dervişim sabrım yok dilimde inkarım çok
Kulağımdan gireni hergiz içim işitmez

Alem çıraktır sadır gönlüm bunu gözetir
Nideyim Hak korkusu hergiz içimden gitmez

Görenler elim öper tac'u hırkama bakar
Şöyle sanırlar beni zerrece günah etmez

Dışımda ibadetim sohbetim hoş taatım
İç pazarda gelince bin yıllık ayar etmez

Görenler sufi sanır selam verir utanır
Onca iş koparaydım eleriben güç yetmez

Dışım derviş içim boş dilim tatlı sözüm hoş
İlla ettiğim işi dinin değşiren etmez

Yunus eksikliğini Allah'ına arz eyle
Onun keremi çoktur sen ettiğin ol etmez.

Yunus Emre