Ziyaretçi
05 Şubat, 2010
Aşk yok artık ;kalmamış bu sözlerde buna uygun ben ne yapayım!!!
İznim olmadıkça alamazsın bendekini benden
Eğer ki alsan hesap sorar bendeki senden
Böyle sorgu sual beklerken abdiyetten Ne çıkar planladığın çirkin art niyetten?
Bu miskinlik keyfiyetten
Hali vakti yerindelikten
Her şey günlük gülistanlık olacak olsaydı gerçekten imtihan olmazdı!
Gelişi güzel doğar,büyür,ölürdük
Alimler olmasaydı biz şuanda kördük
İnsan öyle yaradılış ki;düşünür,taşınır,hamle yapar
Sorgusuzca başına buyruk doğrularını savunuyorsun
yanlış fikirlerden yanlış bir sen yaratıyorsun (sen)aferin!
Sen abartıyorsun rahat yaşamla sapıtmayı
İstanbul üstünden geçmiş bırak kendini korumayı
İyiden iyiye bakıyorum da yoldan raydan çıkmışsın
Tenine dokunan ellerden bir koleksiyon yapmışsın aferin!
O yataktan bu yatağa yatıp takılıp sızmışsın, bu zihniyetle aşkı yorgan altlarında aramışsın aferin!
Akrep ateş çemberinde harekiri yaptı sahiden
pozitif olana dek negatifim kuzen
Erkek alana dek istediğini sanarsın ki Romeo
ne diller döker de teslim olur kapana Juliet
Kadınlar hassas ve hisli, dilekleri içlerinde gizli hatırla işi bitince kaç Romeo gaddarca gitti?
Kadın olmak zor bu kadar acımasızlık sürerken
Hemcinslerim abazanlıktan oduncasına yanarken
Taksim fuhuş yuvası, partiler karı kız kazanı derken. Koleksiyona yeni bir bebek ekle sabah güneşi doğarken!...
El bebek, gül bebek bu yaşına kadar geldin
Düşünsene bir it heriften sertçe tekme yedin
Geceye aşkla vardın, sabaha yabancı uyandın
Bil ki sonraki gün başka bir baya anlatılacaksın (yeah) Kadını kandırmaksa amaç alayınız yalancı
Kapında köpek olan işi bitince yabancı
Tuzağa düşeni iplemez, yeni bir avı kovalar avcı
Sen karar ver bu olayda kim hakim, kim savcı?
Erkeklerin elinin kiri, kadının boğaza geçirin ipi
Var mı böyle adalet kesin ikisinin de boynunu
Tez helak edin iblisin hile dolu bu oyununu
Uyandırın dünden kalma uyuya kalmış yorgunu
Eğer ki alsan hesap sorar bendeki senden
Böyle sorgu sual beklerken abdiyetten Ne çıkar planladığın çirkin art niyetten?
Bu miskinlik keyfiyetten
Hali vakti yerindelikten
Her şey günlük gülistanlık olacak olsaydı gerçekten imtihan olmazdı!
Gelişi güzel doğar,büyür,ölürdük
Alimler olmasaydı biz şuanda kördük
İnsan öyle yaradılış ki;düşünür,taşınır,hamle yapar
Sorgusuzca başına buyruk doğrularını savunuyorsun
yanlış fikirlerden yanlış bir sen yaratıyorsun (sen)aferin!
Sen abartıyorsun rahat yaşamla sapıtmayı
İstanbul üstünden geçmiş bırak kendini korumayı
İyiden iyiye bakıyorum da yoldan raydan çıkmışsın
Tenine dokunan ellerden bir koleksiyon yapmışsın aferin!
O yataktan bu yatağa yatıp takılıp sızmışsın, bu zihniyetle aşkı yorgan altlarında aramışsın aferin!
Akrep ateş çemberinde harekiri yaptı sahiden
pozitif olana dek negatifim kuzen
Erkek alana dek istediğini sanarsın ki Romeo
ne diller döker de teslim olur kapana Juliet
Kadınlar hassas ve hisli, dilekleri içlerinde gizli hatırla işi bitince kaç Romeo gaddarca gitti?
Kadın olmak zor bu kadar acımasızlık sürerken
Hemcinslerim abazanlıktan oduncasına yanarken
Taksim fuhuş yuvası, partiler karı kız kazanı derken. Koleksiyona yeni bir bebek ekle sabah güneşi doğarken!...
El bebek, gül bebek bu yaşına kadar geldin
Düşünsene bir it heriften sertçe tekme yedin
Geceye aşkla vardın, sabaha yabancı uyandın
Bil ki sonraki gün başka bir baya anlatılacaksın (yeah) Kadını kandırmaksa amaç alayınız yalancı
Kapında köpek olan işi bitince yabancı
Tuzağa düşeni iplemez, yeni bir avı kovalar avcı
Sen karar ver bu olayda kim hakim, kim savcı?
Erkeklerin elinin kiri, kadının boğaza geçirin ipi
Var mı böyle adalet kesin ikisinin de boynunu
Tez helak edin iblisin hile dolu bu oyununu
Uyandırın dünden kalma uyuya kalmış yorgunu
Aşkın Noktalaması
Aşkın Noktalaması
Sana göre belki ben;
Bir NOKTALI VİRGÜL ün ardındaki
Basit bir cümlecik;
Biraz mahçup, biraz ezik...
Yada belki ben;
SORU İŞARETİ, kıvrım kıvrım ve kat kat...
Samanyollarının anaforluğuna inat.
Ama sen VİRGÜL, virgül hep virgül...
Mutluluğum İKİ NOKTA, yeter ki sen bir gül.
Rüyada vuslat parantez,
PARANTEZ in içi söylenmez.
Gerçekte vuslat, KONUSMA ÇİZGİSİ,
Bir sürü ve alt alta.
Kuş cıvıltısı ve su şırıltısı...
Çizgilerin ardında.
Vuslatın en umulmaz yerinde;
BİRLEŞTİRME ÇİZGİSİ.
Yok başka satır...
Yok cümlenin gerisi.
Ayrılık acısı ÜNLEM; ikimizin de yüreğinde,
Bir sayfa genişliğinde...
Bir sayfa derinliğinde.
Beklemek: ÜÇ NOKTA...
Sabır: Üç nokta...
Bütün sancılı günlerden sonra,
Vuslat yeniden...
Hem de sonsuza kadar.
Ve o vuslatın sevinci;
O da üç nokta...
Yok yok olmaz!
Bu sevince üç nokta az.
Beş nokta, yüz nokta, bin nokta...
Noktalar cıvıl, cıvıl sonsuzlukta.
Artık,
Hüzün kaybolmakta puslu ufukta.
Artık,
Mutluluk dorukta.
İyi günde, kötü günde,
Hastalıkta ve sağlıkta
Aşk.
NOKTA.
1996
Sana göre belki ben;
Bir NOKTALI VİRGÜL ün ardındaki
Basit bir cümlecik;
Biraz mahçup, biraz ezik...
Yada belki ben;
SORU İŞARETİ, kıvrım kıvrım ve kat kat...
Samanyollarının anaforluğuna inat.
Ama sen VİRGÜL, virgül hep virgül...
Mutluluğum İKİ NOKTA, yeter ki sen bir gül.
Rüyada vuslat parantez,
PARANTEZ in içi söylenmez.
Gerçekte vuslat, KONUSMA ÇİZGİSİ,
Bir sürü ve alt alta.
Kuş cıvıltısı ve su şırıltısı...
Çizgilerin ardında.
Vuslatın en umulmaz yerinde;
BİRLEŞTİRME ÇİZGİSİ.
Yok başka satır...
Yok cümlenin gerisi.
Ayrılık acısı ÜNLEM; ikimizin de yüreğinde,
Bir sayfa genişliğinde...
Bir sayfa derinliğinde.
Beklemek: ÜÇ NOKTA...
Sabır: Üç nokta...
Bütün sancılı günlerden sonra,
Vuslat yeniden...
Hem de sonsuza kadar.
Ve o vuslatın sevinci;
O da üç nokta...
Yok yok olmaz!
Bu sevince üç nokta az.
Beş nokta, yüz nokta, bin nokta...
Noktalar cıvıl, cıvıl sonsuzlukta.
Artık,
Hüzün kaybolmakta puslu ufukta.
Artık,
Mutluluk dorukta.
İyi günde, kötü günde,
Hastalıkta ve sağlıkta
Aşk.
NOKTA.
1996
Başlamak için tam zamanı
Başlamak için tam zamanı.
Hayat yaşamak yada yaşamamak arasın da gidip gelen bir su akıntısıdır.Bu akıntıya yön veren ise biz insanlarız.
Yaşam boyu biz insanlar gel gitler yaşarız,ve bu gelgitler ömrümüz son bulana kadar da sürer.
Yaşadığımız her saniye bize birşeyler katar,Yaşama dair.
Unutulması gerekenleri bu saniyede yaşadığımız anlar siler.
Bilmeliyiz ki hayatımız da her zaman yeniden başlamak için bir nedenimiz var dır.
Yeter ki bu nedeni kendimiz isteyelim.Bunun başında'da mutluluk olsun ki,
Mutlu olalım......
Hayat yaşamak yada yaşamamak arasın da gidip gelen bir su akıntısıdır.Bu akıntıya yön veren ise biz insanlarız.
Yaşam boyu biz insanlar gel gitler yaşarız,ve bu gelgitler ömrümüz son bulana kadar da sürer.
Yaşadığımız her saniye bize birşeyler katar,Yaşama dair.
Unutulması gerekenleri bu saniyede yaşadığımız anlar siler.
Bilmeliyiz ki hayatımız da her zaman yeniden başlamak için bir nedenimiz var dır.
Yeter ki bu nedeni kendimiz isteyelim.Bunun başında'da mutluluk olsun ki,
Mutlu olalım......
Endülüs Melekleri
Endülüs Melekleri
Annelerin destanı.
Sicim gibi yağmurla gözlerin bulutlandı,
Yanağından süzüldü inciler tane tane,
Bir milyon kitap yandı, hangi zafer(!) kutlandı?
Bin dört yüz doksan yedi... Tarihlere bak anne!
Seni böyle ağlatıp, yüreğini yakan ne? ...
El-Hamra Sarayı'ndan, yükselen feryat ile,
Endülüs tarihlere acı bir sayfa ekler.
Gözü yaşlı annenin, nedir çektiği çile?
Güllerin kucağında vurulan kelebekler!
Zulme seyirci kalan insanlık neyi bekler?
Vandal ruhu hortlamış, yakıp yıkıyor gene.
Eli kınalı gelin! Yok ki kaçacak yerin.
Üç tarafın deryadır, bir tarafın Prene...
Dilinden dua düşmez, derdin ummandan derin.
Çile, gözyaşı ve kan, bu mu senin kaderin?
Geçmişten geleceğe akıp giden zamanda,
Endülüs Melekleri, bir rüyaydı gördüğüm.
Zil, şal ve gülden önce, akla geldiğin anda,
Sevgili annelere hecelerle ördüğüm,
Destanınız yazılsa çözülür mü kördüğüm?
İnsanlık tarihinde Endülüs ilk değildi,
Son da olmadı elbet, geldiğimiz güne dek.
Yavrun yaşasın diye kaç kez başın eğildi?
Elinde karakalem, kaç ferman yazdı felek?
Halbuki sen nelere, nasıl katlandın melek?
Leke düşmez şanına! Gece uykunda bile,
Dokuz ay yük taşıdın, görmeden baharını.
Gizlenmiş umutların varamazken menzile,
Feda ettin geçmişi, bugünü ve yarını.
Çekmeyen bilemez ki, doğum sancılarını!
İlâhi adaletten, Cennet sana hediye...
Nurdan ruhanî varlık, sanma ki senden üstün!
Kutsal emanet olan yavrun büyüsün diye,
Günler ve gecelerin uykusuz geçti bütün,
Gülden nazik bedene, hayat verirken sütün.
Ateşlense bebeğin arşa gider adağın.
Ağıt düşer diline, yürekleri dağlayan!
Alev almış tenine, değdikçe gül dudağın,
Sanki yeniden doğar hastalanmış ağlayan,
Bebeğin alnındaki elin billûr çağlayan! ...
Nakşedilmiş heceler, senin kader yazında,
''Uykusuz kalsın! '' demiş, görünmeyen bu nakış.
Uzun kış geceleri, zemheri ayazında,
Sımsıcak kucağınla, sevgi dolu bir bakış,
Isıtırken yavrunu, yaza döndü karakış.
Nice yıllar yapıştı sefaletin pençesi,
Yoksulluk günlerinde, sanki hayattan bıktın.
Umudun yakarışa ses vermezken nefesi,
''Yavruma ne yedirsem? '' diyerek sen ayıktın.
Bilir misin sen melek, sen nelere layıktın?
Elmasın şahı gelse yıldız konsa tacına,
''Sönük kaldım! '' diyerek gizli bir hüzün duyar.
Kızıl Deniz incisi dağ olsa yamacına.
Sana layık olan gül, aransa diyar diyar;
İrem Bağı'nın gülü, elindeyse bahtiyar...
Layık olur mu sence, Hicaz tepelerine,
Saray kurulsa sana; inci mercan işiyle,
Altın kuşak işlense kubbenin her yerine,
Ay ışığı altında Güneş'e gidişiyle,
Mavi damarlı mermer, yakut ve fildişiyle!
Evrende peçelenmiş Ülker'in yedi kızı,
Nedime inse sana, ilâhî ahenginden.
Burç altında çift duran güneyin Akyıldız'ı,
Kandil olsa gecene, safir zümrüt renginden,
Nur yağdırsa simana, süzülerek enginden.
Retinaya ilk düşen, akla yerleşen yüzün,
Bir ömür zihinlerden silinmiyormuş meğer.
''Bayram eder! dediler, sona erecek hüzün! ''
Peri kızın mirası, paha biçilmez değer,
Sebâ'nın yakut tahtı sana sunulsa eğer!
İhtişamlı El-Hamra gülleri büyü ile,
Ayağına serilse yüreğini kanatır!
Bir zümrüdüankanın efsunlu tüyü ile,
Bir ceylan derisinde sırmalansa her satır,
Ey melek! Hangi destan, seni nasıl anlatır?
Nasıl anlatır seni, ''Anne! '' derken yanan dil?
Şafakların tülünden perdelenmiş simanı.
Güneş doğarken bile gökte yanan tek kandil,
Venüs'ün semadaki benzersiz enfes tanı,
Seni anlatamıyor, meleklerin destanı...
Destanlar yanık anne, Nemrudî ateş düştü.
Yangınlar hiç sönmedi su taşırken ebabil.
Zalimlerin hışımı, masumlara üşüştü.
Çoktan yerle bir oldu, dehşetine mukabil,
Nemli zindanlarıyla, kızıl kuleli Babil...
Endülüs melekleri, bugün bile ağlıyor.
Zulüm sayfalarından, ders almayan insanlık,
Ne oldu ki ufuklar gene zulmet sağlıyor?
Mahşerin melekleri yere inse bir anlık.
Annelerin şafağı, neden hâlâ karanlık?
Sayısız güneş düştü kara toprak bağrına.
Tomurcuk güller soldu, göremeden baharı.
Sağır sultan duymuşken, dünya suskun çağrına.
Hiç kimse anlamadı ruhundaki hasarı.
Acem kehribarından, gül yüzler daha sarı...
Terlemekle donuyor; bir yanıp, bir üşüyor!
Nur semavi bedenler kapan doyumsuz ağa,
Kaderinden habersiz anlamadan düşüyor,
Barışın melekleri, birer birer tuzağa!
Dönüş hayali uçmuş, yıldızlardan uzağa.
Acılı tarihlerde, sayfa kanla yazılmış.
Bin bir ağıt yakıldı, giden dönmüyor geri.
Kara humma pusuda, siper derin kazılmış.
Yemen mi daha öte, Fîzan mı daha beri?
Düştüğü yeri yakar, her ayrılık haberi!
Ne bir mektubu geldi, ne giden geri döndü;
Savaşın pençeleri, teslim aldıkça çağı.
İki günlük gelinler, tüten ocaklar söndü!
Alev alev yandıkça dünyanın dört bucağı,
Sevgili annelerin boş kaldıkça kucağı!
Istırabın, gözyaşın... Ne diner, ne yavaşlar.
Kimi zaman Balkanlar, kimi zaman Yemen'di,
Gidip de dönülmeyen, genç can yutan savaşlar;
Yavruların boynuna doladıkça kemendi,
Arşa yükselen feryat: Senin ''Yavrum! ... '' demendi.
...
''Gizli ithaf nakşeden kalemin sussun şair,
Boynu bükük mısrada hece yas bağlamasın!
Neyi anlatabildin benim çileme dair? ...
Uzak dursun savaşlar, nefreti sağlamasın.
Adil bir dünya kurun... Anneler ağlamasın! ''
Annelerin destanı.
Sicim gibi yağmurla gözlerin bulutlandı,
Yanağından süzüldü inciler tane tane,
Bir milyon kitap yandı, hangi zafer(!) kutlandı?
Bin dört yüz doksan yedi... Tarihlere bak anne!
Seni böyle ağlatıp, yüreğini yakan ne? ...
El-Hamra Sarayı'ndan, yükselen feryat ile,
Endülüs tarihlere acı bir sayfa ekler.
Gözü yaşlı annenin, nedir çektiği çile?
Güllerin kucağında vurulan kelebekler!
Zulme seyirci kalan insanlık neyi bekler?
Vandal ruhu hortlamış, yakıp yıkıyor gene.
Eli kınalı gelin! Yok ki kaçacak yerin.
Üç tarafın deryadır, bir tarafın Prene...
Dilinden dua düşmez, derdin ummandan derin.
Çile, gözyaşı ve kan, bu mu senin kaderin?
Geçmişten geleceğe akıp giden zamanda,
Endülüs Melekleri, bir rüyaydı gördüğüm.
Zil, şal ve gülden önce, akla geldiğin anda,
Sevgili annelere hecelerle ördüğüm,
Destanınız yazılsa çözülür mü kördüğüm?
İnsanlık tarihinde Endülüs ilk değildi,
Son da olmadı elbet, geldiğimiz güne dek.
Yavrun yaşasın diye kaç kez başın eğildi?
Elinde karakalem, kaç ferman yazdı felek?
Halbuki sen nelere, nasıl katlandın melek?
Leke düşmez şanına! Gece uykunda bile,
Dokuz ay yük taşıdın, görmeden baharını.
Gizlenmiş umutların varamazken menzile,
Feda ettin geçmişi, bugünü ve yarını.
Çekmeyen bilemez ki, doğum sancılarını!
İlâhi adaletten, Cennet sana hediye...
Nurdan ruhanî varlık, sanma ki senden üstün!
Kutsal emanet olan yavrun büyüsün diye,
Günler ve gecelerin uykusuz geçti bütün,
Gülden nazik bedene, hayat verirken sütün.
Ateşlense bebeğin arşa gider adağın.
Ağıt düşer diline, yürekleri dağlayan!
Alev almış tenine, değdikçe gül dudağın,
Sanki yeniden doğar hastalanmış ağlayan,
Bebeğin alnındaki elin billûr çağlayan! ...
Nakşedilmiş heceler, senin kader yazında,
''Uykusuz kalsın! '' demiş, görünmeyen bu nakış.
Uzun kış geceleri, zemheri ayazında,
Sımsıcak kucağınla, sevgi dolu bir bakış,
Isıtırken yavrunu, yaza döndü karakış.
Nice yıllar yapıştı sefaletin pençesi,
Yoksulluk günlerinde, sanki hayattan bıktın.
Umudun yakarışa ses vermezken nefesi,
''Yavruma ne yedirsem? '' diyerek sen ayıktın.
Bilir misin sen melek, sen nelere layıktın?
Elmasın şahı gelse yıldız konsa tacına,
''Sönük kaldım! '' diyerek gizli bir hüzün duyar.
Kızıl Deniz incisi dağ olsa yamacına.
Sana layık olan gül, aransa diyar diyar;
İrem Bağı'nın gülü, elindeyse bahtiyar...
Layık olur mu sence, Hicaz tepelerine,
Saray kurulsa sana; inci mercan işiyle,
Altın kuşak işlense kubbenin her yerine,
Ay ışığı altında Güneş'e gidişiyle,
Mavi damarlı mermer, yakut ve fildişiyle!
Evrende peçelenmiş Ülker'in yedi kızı,
Nedime inse sana, ilâhî ahenginden.
Burç altında çift duran güneyin Akyıldız'ı,
Kandil olsa gecene, safir zümrüt renginden,
Nur yağdırsa simana, süzülerek enginden.
Retinaya ilk düşen, akla yerleşen yüzün,
Bir ömür zihinlerden silinmiyormuş meğer.
''Bayram eder! dediler, sona erecek hüzün! ''
Peri kızın mirası, paha biçilmez değer,
Sebâ'nın yakut tahtı sana sunulsa eğer!
İhtişamlı El-Hamra gülleri büyü ile,
Ayağına serilse yüreğini kanatır!
Bir zümrüdüankanın efsunlu tüyü ile,
Bir ceylan derisinde sırmalansa her satır,
Ey melek! Hangi destan, seni nasıl anlatır?
Nasıl anlatır seni, ''Anne! '' derken yanan dil?
Şafakların tülünden perdelenmiş simanı.
Güneş doğarken bile gökte yanan tek kandil,
Venüs'ün semadaki benzersiz enfes tanı,
Seni anlatamıyor, meleklerin destanı...
Destanlar yanık anne, Nemrudî ateş düştü.
Yangınlar hiç sönmedi su taşırken ebabil.
Zalimlerin hışımı, masumlara üşüştü.
Çoktan yerle bir oldu, dehşetine mukabil,
Nemli zindanlarıyla, kızıl kuleli Babil...
Endülüs melekleri, bugün bile ağlıyor.
Zulüm sayfalarından, ders almayan insanlık,
Ne oldu ki ufuklar gene zulmet sağlıyor?
Mahşerin melekleri yere inse bir anlık.
Annelerin şafağı, neden hâlâ karanlık?
Sayısız güneş düştü kara toprak bağrına.
Tomurcuk güller soldu, göremeden baharı.
Sağır sultan duymuşken, dünya suskun çağrına.
Hiç kimse anlamadı ruhundaki hasarı.
Acem kehribarından, gül yüzler daha sarı...
Terlemekle donuyor; bir yanıp, bir üşüyor!
Nur semavi bedenler kapan doyumsuz ağa,
Kaderinden habersiz anlamadan düşüyor,
Barışın melekleri, birer birer tuzağa!
Dönüş hayali uçmuş, yıldızlardan uzağa.
Acılı tarihlerde, sayfa kanla yazılmış.
Bin bir ağıt yakıldı, giden dönmüyor geri.
Kara humma pusuda, siper derin kazılmış.
Yemen mi daha öte, Fîzan mı daha beri?
Düştüğü yeri yakar, her ayrılık haberi!
Ne bir mektubu geldi, ne giden geri döndü;
Savaşın pençeleri, teslim aldıkça çağı.
İki günlük gelinler, tüten ocaklar söndü!
Alev alev yandıkça dünyanın dört bucağı,
Sevgili annelerin boş kaldıkça kucağı!
Istırabın, gözyaşın... Ne diner, ne yavaşlar.
Kimi zaman Balkanlar, kimi zaman Yemen'di,
Gidip de dönülmeyen, genç can yutan savaşlar;
Yavruların boynuna doladıkça kemendi,
Arşa yükselen feryat: Senin ''Yavrum! ... '' demendi.
...
''Gizli ithaf nakşeden kalemin sussun şair,
Boynu bükük mısrada hece yas bağlamasın!
Neyi anlatabildin benim çileme dair? ...
Uzak dursun savaşlar, nefreti sağlamasın.
Adil bir dünya kurun... Anneler ağlamasın! ''
Bahar Olmak
Bahar Olmak
****sevginin özkaynağının sevgilisi’ne(SAV) **
Sen:İlkbahar,
Bir elinle
Kara toprağa gömerken kara kışı,
Bir elinle
Çiçekler açtırdın sahrada.
Üstelik usanmadın da
Gül aşıladın deli zakkumlara.
Ben: Sonbahar,
Ne gezer bende, sendeki kudret.
Üzülürüm;
Dökülen sarı yaprakları,
Yeniden kaynatamadığıma dallara.
Üzüntüm yetmezmiş gibi,
Ben dururum üstelik,
Suçlayan her işaret parmağının ucunda.
Sen de bilirsin ya;
Ben varım diye dökülmüyor ki yapraklar.
Sen de bilirsin ya;
Yapraklar dökülüyor diye ben varım.
Ben: Sonbahar,
Olmasa da bende sendeki kudret...
Dökülen sarı yaprakları,
Yeniden kaynatamasam da dallara...
Gücüm var yine de bilirim.
Çünkü, senin kanın akıyor kanımda.
İşte o güçle,
Son kışa hazırlayacağım insanları.
Son kış ki;
Çetin mi çetin...
Son kış ki;
Karadan kara.
Sen: İlkbahar,
Ben: Sonbahar.
Ne güzel aynı adı taşımak seninle.
Sen: İlkbahar,
Ben: Sonbahar.
Son da olsa,
Bahar olmak ne güzel.
05.12.1996
****sevginin özkaynağının sevgilisi’ne(SAV) **
Sen:İlkbahar,
Bir elinle
Kara toprağa gömerken kara kışı,
Bir elinle
Çiçekler açtırdın sahrada.
Üstelik usanmadın da
Gül aşıladın deli zakkumlara.
Ben: Sonbahar,
Ne gezer bende, sendeki kudret.
Üzülürüm;
Dökülen sarı yaprakları,
Yeniden kaynatamadığıma dallara.
Üzüntüm yetmezmiş gibi,
Ben dururum üstelik,
Suçlayan her işaret parmağının ucunda.
Sen de bilirsin ya;
Ben varım diye dökülmüyor ki yapraklar.
Sen de bilirsin ya;
Yapraklar dökülüyor diye ben varım.
Ben: Sonbahar,
Olmasa da bende sendeki kudret...
Dökülen sarı yaprakları,
Yeniden kaynatamasam da dallara...
Gücüm var yine de bilirim.
Çünkü, senin kanın akıyor kanımda.
İşte o güçle,
Son kışa hazırlayacağım insanları.
Son kış ki;
Çetin mi çetin...
Son kış ki;
Karadan kara.
Sen: İlkbahar,
Ben: Sonbahar.
Ne güzel aynı adı taşımak seninle.
Sen: İlkbahar,
Ben: Sonbahar.
Son da olsa,
Bahar olmak ne güzel.
05.12.1996
Hıçkırık
Hıçkırık
Yar mavisi bir hıçkırıktı
Gözlerimden süzülen
Ve ben
Geçtim karanlıklarımı
Kayıt dışı
Yıldız yağmuruyla
Açık ve tek celsede
Tutundum yalnızlığa
Merhaba sabah
Hoşça kal kirli sarı
Açısal sapmalı
Bir yaşam dolusu
Merhaba
Ve hoşça kal bir daha
Kurşun askerlerimden uzak
Çok uzak bir yaşamak
Abajurdan hallice
Mutlu dingin
Sıralı
Ayakkabılarım ve ben
Acılı
Karmakarışık
Yar mavisi bir hıçkırıktı
Gözlerimden süzülen
Ve ben
Geçtim karanlıklarımı
Kayıt dışı
Yıldız yağmuruyla
Açık ve tek celsede
Tutundum yalnızlığa
Merhaba sabah
Hoşça kal kirli sarı
Açısal sapmalı
Bir yaşam dolusu
Merhaba
Ve hoşça kal bir daha
Kurşun askerlerimden uzak
Çok uzak bir yaşamak
Abajurdan hallice
Mutlu dingin
Sıralı
Ayakkabılarım ve ben
Acılı
Karmakarışık
Sen lütfen üstüne alınma!
Biliyorum, konuşacak bir şeyimiz kalmadı; paylaşacak hiçbir şeyimiz yok. Yine de yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum; seninle konuşuyorum... Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım. Sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum... Cümlelerimi kısalttım; kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen dudaklarımda... ‘Bir ihtimal gelişine’ sığındığımı farkettiysem de, engel olamadım gurursuz, ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum, imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor... Bende olan seni hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum... İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum!
Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor; ben, duymamaya çalışıyorum. Düşler uzak gibi görünüyor, ama yakınlar; belki de görmeyi istemek gerekiyor. “Gözlerini aç” desem kapatacaksın, ama kapatma! Gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş; itiraf etti sonunda... Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve kalbim değil. Gelseydin, kendimi unutup sana koşacaktım. Susturacaktım içimdeki isyanı. Kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa! Mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi, dokunacaktım, sarılacaktım... Ama gelmedin, gelemezdin, belki de gelmeye hiç niyetin yoktu aslında... Kendimi kandırdığımı anladığımda ağlıyordum. Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor... Sevdiğim ne çok şarkı varmış meğer, bunu senin gidişinle anladım! Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde, gecede, uykumda... Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi? Bu bir marifetse eğer, neden benim yanımda değilsin?
Gittin! Belki de hiç gelmemiştin, ben geldiğini sandım... Yokluğuna ayak uyduramıyorum! Her gelişimde, ‘bir kez daha gönderdiğin’ oldum... İnanamadığın, yenemediğin, üzerinden atlayamadığın korkuların oldum... Yüreğindeki erkek ben olmak isterken, tozlu bir anı oldum...
Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım ve sana geldim. Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim? Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda.
Kalbime henüz söyleyemedim gittiğini. Öğrenirse, onun da acı çekmesinden korkuyorum... Sevdamın yokluğuna alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi...
En büyük silahınla vurdun beni; asıl acı olan unutulmak! Unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor... Benim kırgınlığım ‘AŞK’a... Sen lütfen üstüne alınma!
Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor; ben, duymamaya çalışıyorum. Düşler uzak gibi görünüyor, ama yakınlar; belki de görmeyi istemek gerekiyor. “Gözlerini aç” desem kapatacaksın, ama kapatma! Gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş; itiraf etti sonunda... Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve kalbim değil. Gelseydin, kendimi unutup sana koşacaktım. Susturacaktım içimdeki isyanı. Kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa! Mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi, dokunacaktım, sarılacaktım... Ama gelmedin, gelemezdin, belki de gelmeye hiç niyetin yoktu aslında... Kendimi kandırdığımı anladığımda ağlıyordum. Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor... Sevdiğim ne çok şarkı varmış meğer, bunu senin gidişinle anladım! Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde, gecede, uykumda... Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi? Bu bir marifetse eğer, neden benim yanımda değilsin?
Gittin! Belki de hiç gelmemiştin, ben geldiğini sandım... Yokluğuna ayak uyduramıyorum! Her gelişimde, ‘bir kez daha gönderdiğin’ oldum... İnanamadığın, yenemediğin, üzerinden atlayamadığın korkuların oldum... Yüreğindeki erkek ben olmak isterken, tozlu bir anı oldum...
Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım ve sana geldim. Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim? Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda.
Kalbime henüz söyleyemedim gittiğini. Öğrenirse, onun da acı çekmesinden korkuyorum... Sevdamın yokluğuna alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi...
En büyük silahınla vurdun beni; asıl acı olan unutulmak! Unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor... Benim kırgınlığım ‘AŞK’a... Sen lütfen üstüne alınma!
Yollar
Yollar
Bir birine bağlanmış
Yarım kalan sevdanın
Yaralı ezgisinden
Haberi var yolların
Hasretler le can bulmuş
Ayrılıkla büyümüş
Acılarla zift tutmuş
Yolların haberi var
Bağlıyor bir birine
Gidilecek çizgiyi
Aşklara kavuşmaya
Geçidi var yolların
Koskocaman bir ağla
Sımsıkı ötekine
Gülünü görmemen de
Ne suçu var yolların
5 ARALIK 2005
Bir birine bağlanmış
Yarım kalan sevdanın
Yaralı ezgisinden
Haberi var yolların
Hasretler le can bulmuş
Ayrılıkla büyümüş
Acılarla zift tutmuş
Yolların haberi var
Bağlıyor bir birine
Gidilecek çizgiyi
Aşklara kavuşmaya
Geçidi var yolların
Koskocaman bir ağla
Sımsıkı ötekine
Gülünü görmemen de
Ne suçu var yolların
5 ARALIK 2005
Gözlerin
Gözlerin
gözlerinde tanıdım seni
hayata gülümsemeye çalışan kalbinin
bakışlarına düşen güzelim yansımalarında
kocaman küçümen yaşına sığdırdığın
onca yükün
kah kadınsı kah çocuksu
içten konuşmalarıydı paylaştıkların
aldırdığın kaşlarında
hatırlamak istemez gibiydin
unutmaya çalıştığın günler aylar yılların
kalın kapkara yitirilmiş umutlarını
ardında kalan ince çizgilerde
belki hiç tatmadığın
dişiliğinin okşanasılığı
hoyrat sözcüklerinde saklı
zerafetinin sevilesiliği
çocuksu kadınlığının
omuza, kalbe, dudağa düşen
beklentisi..ni..
yaşamak ister gibiydi
doyulası gözlerin
duyamadığım
sende saklı sözlerin
kimbilir …
gözlerinde tanıdım seni
hayata gülümsemeye çalışan kalbinin
bakışlarına düşen güzelim yansımalarında
kocaman küçümen yaşına sığdırdığın
onca yükün
kah kadınsı kah çocuksu
içten konuşmalarıydı paylaştıkların
aldırdığın kaşlarında
hatırlamak istemez gibiydin
unutmaya çalıştığın günler aylar yılların
kalın kapkara yitirilmiş umutlarını
ardında kalan ince çizgilerde
belki hiç tatmadığın
dişiliğinin okşanasılığı
hoyrat sözcüklerinde saklı
zerafetinin sevilesiliği
çocuksu kadınlığının
omuza, kalbe, dudağa düşen
beklentisi..ni..
yaşamak ister gibiydi
doyulası gözlerin
duyamadığım
sende saklı sözlerin
kimbilir …
-♥ Gül Yüreklim...
-♥ Gül Yüreklim...
Sabır yüregin çiçeği;
Sevmek yürek ister,
Gül yüreklim! ..
Sabır hayatın gerceği;
Sevmek emek ister,
Gül yüreklim! ..
Sabır alev alev yakar yüreği;
Sevgiyle açar ateş çiçeği,
Gül yüreklim! ..
Sabır miras kaldı; Hz Yusuf'tan! ..
Sevgi ihtiras oldu, gömleğin yırttı arkasından..
Sabır Mecnun oldu, düştü çöllere! ..
Sevgi Leylâ oldu, beyhude kaşı gözü kara..
Sabır umman oldu Hz Nuh'un tufanında! ..
Sevgi çile oldu inanmayan oğlu Kenân'da..
Sabır ile imtihan oldu, sınandı Hz Eyyüb! ..
Sevgi dile geldi bağrında, kalp gözü büyüyüb..
Sabırla büyüdü yüreklerde Hz Muhammed (s.a.v.)
Sevgi nur oldu, gül açtı muştulandı, çiçek çiçek..
Sabır kırmızı gül, elvan elvan sevgilinin gönlünde,
Sevgi ile açtı, yediveren gülleri bahar yelinde..
Sabır eden yürekler, bulur aşk ile felah! ..
Sevgi ile dile gelir kalb '' La ilahe illallah ''...
Sevgi bulut, sevgi yağmur, sevgi bereket;
Aşk ve sevgiyle, bu yolu umutla takip et,
Gül yüreklim! ..
Hoş görüyle oluşur sevgi seli;
Fedakarlıkta açar sabır çiçegi,
Gül yüreklim! ..
Sabır yüreğin boynu bükük çiçegi;
Sevmek sabır ister,
Gül yüreklim! ..
09.10.2006
Fatimâ Hümeyrâ Kavak
Şairler Yüreklerin tercümanı.
Şiirlerde Duyguların
Gül yüreklim...
Şiirlerim noter tastiklidir.
Sitelerde isimsiz ve alıntı diye yayınlanması suç ve yasaktır...
Lütfen şiirimin altına adımı soyadımı ekleyiniz...
Sabır yüregin çiçeği;
Sevmek yürek ister,
Gül yüreklim! ..
Sabır hayatın gerceği;
Sevmek emek ister,
Gül yüreklim! ..
Sabır alev alev yakar yüreği;
Sevgiyle açar ateş çiçeği,
Gül yüreklim! ..
Sabır miras kaldı; Hz Yusuf'tan! ..
Sevgi ihtiras oldu, gömleğin yırttı arkasından..
Sabır Mecnun oldu, düştü çöllere! ..
Sevgi Leylâ oldu, beyhude kaşı gözü kara..
Sabır umman oldu Hz Nuh'un tufanında! ..
Sevgi çile oldu inanmayan oğlu Kenân'da..
Sabır ile imtihan oldu, sınandı Hz Eyyüb! ..
Sevgi dile geldi bağrında, kalp gözü büyüyüb..
Sabırla büyüdü yüreklerde Hz Muhammed (s.a.v.)
Sevgi nur oldu, gül açtı muştulandı, çiçek çiçek..
Sabır kırmızı gül, elvan elvan sevgilinin gönlünde,
Sevgi ile açtı, yediveren gülleri bahar yelinde..
Sabır eden yürekler, bulur aşk ile felah! ..
Sevgi ile dile gelir kalb '' La ilahe illallah ''...
Sevgi bulut, sevgi yağmur, sevgi bereket;
Aşk ve sevgiyle, bu yolu umutla takip et,
Gül yüreklim! ..
Hoş görüyle oluşur sevgi seli;
Fedakarlıkta açar sabır çiçegi,
Gül yüreklim! ..
Sabır yüreğin boynu bükük çiçegi;
Sevmek sabır ister,
Gül yüreklim! ..
09.10.2006
Fatimâ Hümeyrâ Kavak
Şairler Yüreklerin tercümanı.
Şiirlerde Duyguların
Gül yüreklim...
Şiirlerim noter tastiklidir.
Sitelerde isimsiz ve alıntı diye yayınlanması suç ve yasaktır...
Lütfen şiirimin altına adımı soyadımı ekleyiniz...
Ayaz gece vurunca
Ayaz gece vurunca
Ayaz gece vurunca
sen, çocukluguma masum düşler gördüren sevgili
kaç sokak oldu sesini duymayalı
Ayaz gece vurunca
sen, çocukluguma masum düşler gördüren sevgili
kaç sokak oldu sesini duymayalı
Ağla Yüreğim
Ağla Yüreğim
Akşam olur
Bir başıma kalınca
Bu yerde...
Özlemin
Ateş olur..!
Dokunduğun her yerde
Kıvılcımlar saçar
Özlem ateşin
Yangınlara döner...
İçimde
Yıkılmaz sandığım
Dağlar erir
Ormanlar bir bir yanar.
Eğil başım
Sen..
Öne eğil....
Bunca yıldız varken
Gece neden karanlık olur
Sevdiğim.....
Kaybetmeyince
İnsan
Bilmezmiş
Elindeki nimetin kıymetini.
Ağla yüreğim kendi haline
Sen
Şimdi ağla..
Kasım-2005/ Adana
(Ağla Yüreğim Dağlar da Ağlar..şiir kitabı..karahan kitabevi yay.2005.adana)
Akşam olur
Bir başıma kalınca
Bu yerde...
Özlemin
Ateş olur..!
Dokunduğun her yerde
Kıvılcımlar saçar
Özlem ateşin
Yangınlara döner...
İçimde
Yıkılmaz sandığım
Dağlar erir
Ormanlar bir bir yanar.
Eğil başım
Sen..
Öne eğil....
Bunca yıldız varken
Gece neden karanlık olur
Sevdiğim.....
Kaybetmeyince
İnsan
Bilmezmiş
Elindeki nimetin kıymetini.
Ağla yüreğim kendi haline
Sen
Şimdi ağla..
Kasım-2005/ Adana
(Ağla Yüreğim Dağlar da Ağlar..şiir kitabı..karahan kitabevi yay.2005.adana)
Aşk
Aşk
Aşk yüreğimde çağlayan deniz
Aşk dudaklarımdaki son dua
Aşk ulaşamadığım duygular
Aşk sensiz yaşanmayan
Aşk gecenin parlayan yıldızı
Aşk günle doğan kızgın Güneş
Aşk yüreğimdeki tik tak sesi
Aşk tek yol sana uzanan
Aşk ciğerlere cekilen nefes
Aşk dudaklarda duyulan ses
Aşk bazen altın bir kafes
Aşk sen varsan güzel olan
Aşk hissedilirse gözlerde parlayan
Aşk terkedildiğinde zehirli bir yılan
Aşk tadamadığında baldan tatlı her zaman
Aşk zehir zemberek kaçtığında avuçlarından
Aşk doğmak yeni bir hayata
Aşk konmak kelebek gibi daldan dala
Aşk dolanmak aklı bir karış havalarda
Aşk seninle başladı ve bitti buralarda
Aşk yüreğimde çağlayan deniz
Aşk dudaklarımdaki son dua
Aşk ulaşamadığım duygular
Aşk sensiz yaşanmayan
Aşk gecenin parlayan yıldızı
Aşk günle doğan kızgın Güneş
Aşk yüreğimdeki tik tak sesi
Aşk tek yol sana uzanan
Aşk ciğerlere cekilen nefes
Aşk dudaklarda duyulan ses
Aşk bazen altın bir kafes
Aşk sen varsan güzel olan
Aşk hissedilirse gözlerde parlayan
Aşk terkedildiğinde zehirli bir yılan
Aşk tadamadığında baldan tatlı her zaman
Aşk zehir zemberek kaçtığında avuçlarından
Aşk doğmak yeni bir hayata
Aşk konmak kelebek gibi daldan dala
Aşk dolanmak aklı bir karış havalarda
Aşk seninle başladı ve bitti buralarda
Aşk benim mabedimdi..
Aşk benim mabedimdi..
Aşk sağ yanımdı
Aşk bir omuzdu yaslandığım
Aşk yanında ağladığım
Gittin bitti...
Aşk küçük çocuktu içimde
Aşk aldığım soluktu
Aşksız ellerim soğuktu
Gittin bitti...
Aşk gözyaşımdı
Aşk senle doğmam
ve Aşk beş yaşımdı
Gittin bitti
Aşk özlemimdi
ve Aşk sana hasretimdi
ah Aşk sanki nefesimdi
Gittin bitti
Aşk sana şarkımdı
Aşk sensiz ahımdı
ve Aşk benim aklımdı
Gittin bitti
Aşk dünüm, bugunumdü
ve Aşk her gece düğünümdü
Aşk içimde yaşattığım çocuk
Gittin bitti
Aşk sarhoşluktu
Aşk senle varolmuştu
Aşk bir bakışındı
Gittin bitti
Aşk benim mahremimdi
ve Aşk benim mabedimdi
ki Aşk sevgimin sırrıydı
Gittin bitti
Aşk benim sevincimdi
Aşk benim ümidimdi
Aşk benim için sendin
Gittin bitti...
Aşk sonsuz diyen sendin
Aşk ölmez diyen sendin
Aşkı öldüren de sendin
Gittin bitti
Aşk umuttu, yaşamdı
Aşk saat 8'de, seni aramamdı
Aşk sensiz yalnızlık kokan sokaklardı
Gittin bitti
Aşk ilk merhabamızdı
Aşk elimi tutuşundu
ve Aşk yanımda uyuyuşun
Gittin bitti
Aşk unutulmaz mutluluktu
ve Aşk bulunmaz bir konuktu
Aşkı ben kovmadım ki
Gittin bitti
Aşk masum bir heyecan
ve Aşk sevecen olgunlaşan
hani Aşk asla eskimezdi
Gittin bitti
Aşk bendeki bir yürek
ki Aşk bendeki sen demek
ve Aşk kanıyor şimdi ya
Gittin bitti
Aşk adının her harfi
ve Aşk her hücremdeki sen
Aşk sensiz ağlıyor
Gittin bitti
Aşk bir deniz içimde
Aşk bir gökyüzü sen gibi
Aşk sana hasret şimdi bu gözlerde
Gittin bitti
Aşk sağ yanımdı
Aşk bir omuzdu yaslandığım
Aşk yanında ağladığım
Gittin bitti...
Aşk küçük çocuktu içimde
Aşk aldığım soluktu
Aşksız ellerim soğuktu
Gittin bitti...
Aşk gözyaşımdı
Aşk senle doğmam
ve Aşk beş yaşımdı
Gittin bitti
Aşk özlemimdi
ve Aşk sana hasretimdi
ah Aşk sanki nefesimdi
Gittin bitti
Aşk sana şarkımdı
Aşk sensiz ahımdı
ve Aşk benim aklımdı
Gittin bitti
Aşk dünüm, bugunumdü
ve Aşk her gece düğünümdü
Aşk içimde yaşattığım çocuk
Gittin bitti
Aşk sarhoşluktu
Aşk senle varolmuştu
Aşk bir bakışındı
Gittin bitti
Aşk benim mahremimdi
ve Aşk benim mabedimdi
ki Aşk sevgimin sırrıydı
Gittin bitti
Aşk benim sevincimdi
Aşk benim ümidimdi
Aşk benim için sendin
Gittin bitti...
Aşk sonsuz diyen sendin
Aşk ölmez diyen sendin
Aşkı öldüren de sendin
Gittin bitti
Aşk umuttu, yaşamdı
Aşk saat 8'de, seni aramamdı
Aşk sensiz yalnızlık kokan sokaklardı
Gittin bitti
Aşk ilk merhabamızdı
Aşk elimi tutuşundu
ve Aşk yanımda uyuyuşun
Gittin bitti
Aşk unutulmaz mutluluktu
ve Aşk bulunmaz bir konuktu
Aşkı ben kovmadım ki
Gittin bitti
Aşk masum bir heyecan
ve Aşk sevecen olgunlaşan
hani Aşk asla eskimezdi
Gittin bitti
Aşk bendeki bir yürek
ki Aşk bendeki sen demek
ve Aşk kanıyor şimdi ya
Gittin bitti
Aşk adının her harfi
ve Aşk her hücremdeki sen
Aşk sensiz ağlıyor
Gittin bitti
Aşk bir deniz içimde
Aşk bir gökyüzü sen gibi
Aşk sana hasret şimdi bu gözlerde
Gittin bitti
AŞK YENİDEN
AŞK YENİDEN
Aşk yeniden
Akdenizin tuzu gibi
Aşk yeniden
Rüzgârlı bir akşam vakti
Aşk yeniden
Karanlıkta bir gül açarken
Aşk yeniden
Ürperen sahiller gibi
Aşk yeniden
Kumsalların deliliği
Aşk yeniden
Bir masal gibi gülümserken
Gözlerim doluyor
Aşkımın şiddetinden
Ağlamak istiyorum
Yıldızlar tutuşurken
Gecelerin şehvetinden
Kendimden taşıyorum
Aşk yeniden
Bitti artık bu son derken
Aşk yeniden
Aynı sularda yüzerken
Aşk yeniden
Rüya gibi bir yaz geçerken
Aşk yeniden
Akdenizin tuzu gibi
Aşk yeniden
Rüzgârlı bir akşam vakti
Aşk yeniden
Karanlıkta bir gül açarken
Aşk yeniden
Ürperen sahiller gibi
Aşk yeniden
Kumsalların deliliği
Aşk yeniden
Bir masal gibi gülümserken
Gözlerim doluyor
Aşkımın şiddetinden
Ağlamak istiyorum
Yıldızlar tutuşurken
Gecelerin şehvetinden
Kendimden taşıyorum
Aşk yeniden
Bitti artık bu son derken
Aşk yeniden
Aynı sularda yüzerken
Aşk yeniden
Rüya gibi bir yaz geçerken
Aşka Dair
Aşka Dair
Aşk bir muamma gibidir çözebilene aşk olsun
Aşk bulutunun üstünde gezebilene aşk olsun
Aşk gönülün hitabıdır divanenin hesabıdır
Aşk şiirin kitabıdır yazabilene aşk olsun
Aşk incelik aşk azamet aşk özveri aşk nezaket
Aşk imandır aşk ibadet hazzı bilene aşk olsun
Aşk ilahların sathıdır aşk benliğin ruhsatıdır
Aşk kayalardan katıdır ezebilene aşk olsun
Aşk Ali'ye Kamber gibi aşk mis gibi amber gibi
Aşk sihirli çember gibi bozabilene aşk olsun
Aşk deli aşk akil eder aşk uzağı yakın eder
Aşk ateştir aşk kül eder tozabilene aşk olsun
Aşk irfan alimin huyu aşk Kevser Zemzemin suyu
Aşk bir sonsuz derin kuyu kazabilene aşk olsun
Aşk ilimdir aşk keramet aşk asalet aşk nedamet
Aşk güvendir aşk saadet erebilene aşk olsun
Aşk mekanı arı yerdir ziyareti gönüllerdir
Aşk benlikten ileridir özge bilene aşk olsun
Aşk uğraştır aşk emektir aşk sevmektir sevilmektir
Aşk demek Şahin demektir sezebilene aşk olsun
Aşk bir muamma gibidir çözebilene aşk olsun
Aşk bulutunun üstünde gezebilene aşk olsun
Aşk gönülün hitabıdır divanenin hesabıdır
Aşk şiirin kitabıdır yazabilene aşk olsun
Aşk incelik aşk azamet aşk özveri aşk nezaket
Aşk imandır aşk ibadet hazzı bilene aşk olsun
Aşk ilahların sathıdır aşk benliğin ruhsatıdır
Aşk kayalardan katıdır ezebilene aşk olsun
Aşk Ali'ye Kamber gibi aşk mis gibi amber gibi
Aşk sihirli çember gibi bozabilene aşk olsun
Aşk deli aşk akil eder aşk uzağı yakın eder
Aşk ateştir aşk kül eder tozabilene aşk olsun
Aşk irfan alimin huyu aşk Kevser Zemzemin suyu
Aşk bir sonsuz derin kuyu kazabilene aşk olsun
Aşk ilimdir aşk keramet aşk asalet aşk nedamet
Aşk güvendir aşk saadet erebilene aşk olsun
Aşk mekanı arı yerdir ziyareti gönüllerdir
Aşk benlikten ileridir özge bilene aşk olsun
Aşk uğraştır aşk emektir aşk sevmektir sevilmektir
Aşk demek Şahin demektir sezebilene aşk olsun
Ben yürürüm yane yane(ilahi ve şiir)
Ben yürürüm yane yane(ilahi ve şiir)
Ben yürürüm yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne akilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Gel gör beni aşk neyledi
Gâh eserim yeller gibi
Gâh tozarım yollar gibi
Gâh coşarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Gel gör beni aşk neyledi
Ben yunusu bi'çareyim
Dost elinden avareyim
Baştan ayağa yareyim
Gel gör beni aşk neyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Gel gör beni aşk neyledi
Ben yürürüm yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne akilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Gel gör beni aşk neyledi
Gâh eserim yeller gibi
Gâh tozarım yollar gibi
Gâh coşarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Gel gör beni aşk neyledi
Ben yunusu bi'çareyim
Dost elinden avareyim
Baştan ayağa yareyim
Gel gör beni aşk neyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Gel gör beni aşk neyledi
Asker Hayatı
Asker Hayatı
Asker olmuş onun adı
Bulamaz yemete tadı
Ekmek ise taştan katı
İşte asker hayatı bu
Beşyüzelli gün şafak sayar
Bir tablot yemekle doyar
Hergün botlarını boyar
İşte asker hayatı bu
Hergün sabah sporunda
İki çavuş var kolunda
Bu genç ölecek sonunda
İşte asker hayatı bu
Hergün dertlerinle uğraş
Elbisesi hep kamuflaj
Her sabah olur traş
İşte asker hayatı bu
Hergün arabayı siler
Allahdan hep avrat diler
Elinden düşmez dergiler
İşte asker hayatı bu
Hergün iştima isim isim
Kararmış beyaz nevresim
Bağırmaktan kısıldı sesim
İşte asker hayatı bu
Her zaman telefon eder
Her gün nöbetlere gider
Ikın ibrahim buda biter
İşte asker hayatı bu
Memleket gözünde tüter
Maaş aldığı gün biter
Arka dersen zart zart öter
İşte asker hayatı bu
Asker olmuş onun adı
Bulamaz yemete tadı
Ekmek ise taştan katı
İşte asker hayatı bu
Beşyüzelli gün şafak sayar
Bir tablot yemekle doyar
Hergün botlarını boyar
İşte asker hayatı bu
Hergün sabah sporunda
İki çavuş var kolunda
Bu genç ölecek sonunda
İşte asker hayatı bu
Hergün dertlerinle uğraş
Elbisesi hep kamuflaj
Her sabah olur traş
İşte asker hayatı bu
Hergün arabayı siler
Allahdan hep avrat diler
Elinden düşmez dergiler
İşte asker hayatı bu
Hergün iştima isim isim
Kararmış beyaz nevresim
Bağırmaktan kısıldı sesim
İşte asker hayatı bu
Her zaman telefon eder
Her gün nöbetlere gider
Ikın ibrahim buda biter
İşte asker hayatı bu
Memleket gözünde tüter
Maaş aldığı gün biter
Arka dersen zart zart öter
İşte asker hayatı bu
SEn ASkersin Eyüp
SEn ASkersin Eyüp
hani asker ağlamaz diyorlardı,......................rabiye.....tanrıverdioğlu
işte ağliyor
hani asker sevmez diyorlardı,........................mehmet......kındap
ailem akılımdan çıkmiyor
hani sevenler ayrılmaz,........................................abdulvahap.....yektir
diyorlardı baksana bir
mektup bile gelmiyor,...........................................ismail......sağır
hani asker unutulmaz
diyorlardı soranım bile,.........................................haydar.......turan
olmıyor
hani asker nöbet tutmaz,....................................mehmet........harimdar
diyorlardı baksana nöbet
defterinde ismim yaziyor,.....................................hasan.........çelebi
hani asker özlemez diyorlardı
baksana annem aklımdam,.....................................mor.......lale
çıkmiyor
hani askere sillah vermezler
diyorlardı baksana GEBİR,......................................hüsamettin.......sungur
omuzlarımdan inmiyor
hani asker çarşiya çıkar,.......................................fatime......altuntaş
diyorlardı baksana günlerim
dolmıyor
hani asker konuşmaz diyorlardı,..............................yağmur......kelebek
baksana akşama kadar yürüyüş
kararını sayıyor
hani asker uyumaz diyorlardı,...................................gülüm.....macit
baksana beş dakkalık istirahatde
uyku gözlerimden çıkmiyor
hani asker sıcak nedir bilmez
diyorlardı işte göneşte elbisemin
rengi solıyor
hani askere para lazım olmaz
diyorlardı baksana yemekleri
yenmiyor
hani asker özlemez diyorlardı
baksana gözlerim kardeşim
sultanı hep ariyor
hani ailede birisi asker olmaz
diyorlardı baksana işte sülüsüm
gelmiş askerim asker
hani asker sevmez diyorlardı
elimde ne gelirki yüreğim
kan ağliyor kan**************
hani asker ağlamaz diyorlardı,......................rabiye.....tanrıverdioğlu
işte ağliyor
hani asker sevmez diyorlardı,........................mehmet......kındap
ailem akılımdan çıkmiyor
hani sevenler ayrılmaz,........................................abdulvahap.....yektir
diyorlardı baksana bir
mektup bile gelmiyor,...........................................ismail......sağır
hani asker unutulmaz
diyorlardı soranım bile,.........................................haydar.......turan
olmıyor
hani asker nöbet tutmaz,....................................mehmet........harimdar
diyorlardı baksana nöbet
defterinde ismim yaziyor,.....................................hasan.........çelebi
hani asker özlemez diyorlardı
baksana annem aklımdam,.....................................mor.......lale
çıkmiyor
hani askere sillah vermezler
diyorlardı baksana GEBİR,......................................hüsamettin.......sungur
omuzlarımdan inmiyor
hani asker çarşiya çıkar,.......................................fatime......altuntaş
diyorlardı baksana günlerim
dolmıyor
hani asker konuşmaz diyorlardı,..............................yağmur......kelebek
baksana akşama kadar yürüyüş
kararını sayıyor
hani asker uyumaz diyorlardı,...................................gülüm.....macit
baksana beş dakkalık istirahatde
uyku gözlerimden çıkmiyor
hani asker sıcak nedir bilmez
diyorlardı işte göneşte elbisemin
rengi solıyor
hani askere para lazım olmaz
diyorlardı baksana yemekleri
yenmiyor
hani asker özlemez diyorlardı
baksana gözlerim kardeşim
sultanı hep ariyor
hani ailede birisi asker olmaz
diyorlardı baksana işte sülüsüm
gelmiş askerim asker
hani asker sevmez diyorlardı
elimde ne gelirki yüreğim
kan ağliyor kan**************
Askerim
Askerim
Askerim Denizlide
Sınıfım piyade
Geceleri nöbette
Gündüzleri eğitimde
Askerim asker
Saçlarımı kestiler
Elime G1 tüfeğini verdiler
Emre itaat şart dediler
Baba dağlarına çevirdiler
Askerim asker
Elbisem araziye uygun
Şaşkın acemi durgun
Sılam aklımda bugün
Eğitim alanında yorgun
Askerim asker
Vatana feda canlar
Hepsi askerdir bunlar
Peyganber ocağıdır anlar
Unutulmaz bu anlar
Askerim asker
Çok değişik bir ortam
Daha çoktur hatam
Sivil hayatı unutam
Çekil geliyor kadrolu ustan
Askerim asker
Sadece eğitim ağır
Kısa künyede bağır
Allahım yağmur yağdır
Tozu çok sıcağı vardır
Askerim asker
Kepte piyade neftesi
Düz tıraş olmalı ensesi
Çamlıkta üçüncü bölük sesi
Botlar yaktı herkesi
Askerim asker
Sabah akşam içtima
Temizlik var günlerde Cuma
Eğitimde öğretileni unutma
Tüfeği sopa gibi tutma
Askerim şimdi asker.
Askerim Denizlide
Sınıfım piyade
Geceleri nöbette
Gündüzleri eğitimde
Askerim asker
Saçlarımı kestiler
Elime G1 tüfeğini verdiler
Emre itaat şart dediler
Baba dağlarına çevirdiler
Askerim asker
Elbisem araziye uygun
Şaşkın acemi durgun
Sılam aklımda bugün
Eğitim alanında yorgun
Askerim asker
Vatana feda canlar
Hepsi askerdir bunlar
Peyganber ocağıdır anlar
Unutulmaz bu anlar
Askerim asker
Çok değişik bir ortam
Daha çoktur hatam
Sivil hayatı unutam
Çekil geliyor kadrolu ustan
Askerim asker
Sadece eğitim ağır
Kısa künyede bağır
Allahım yağmur yağdır
Tozu çok sıcağı vardır
Askerim asker
Kepte piyade neftesi
Düz tıraş olmalı ensesi
Çamlıkta üçüncü bölük sesi
Botlar yaktı herkesi
Askerim asker
Sabah akşam içtima
Temizlik var günlerde Cuma
Eğitimde öğretileni unutma
Tüfeği sopa gibi tutma
Askerim şimdi asker.
Asker
Asker
asker,korkusuz bir kahraman
asker,cesaretli bir kaplan
asker,milletini satmayan,
asker,vatanın huzurunu sağlayan
asker,gece gündüz bizi koruyandır.
asker,korkusuz bir kahraman
asker,cesaretli bir kaplan
asker,milletini satmayan,
asker,vatanın huzurunu sağlayan
asker,gece gündüz bizi koruyandır.
Çanakkale Askeri
Çanakkale Askeri
Adına binlerce destan yazılan
Yıllar sonra bir bir anılan
Toprağına taşına yazılan
Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale
Adım adım koşan asker
Düşmanını yenen asker
Vatanını seven asker
Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale
Tüm dünya'ya örnek asker
Komutanıyla yürek asker
Vatan millet diyen asker
Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale
Çanakkale geçilir mi sandın
Topuna tüfeğine mi kandın
Türk'ü yenilir mi sandın
Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale
Al bayrakla koşan asker
Ölüm emrini alan asker
Yaralı düşmanı saran asker
Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale
Bu destan anlatılmaz yaşanır
Bu şehitler unutulmaz anılır
Koca Seyit Bismillah der kaldırır
Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale
Adına binlerce destan yazılan
Yıllar sonra bir bir anılan
Toprağına taşına yazılan
Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale
Adım adım koşan asker
Düşmanını yenen asker
Vatanını seven asker
Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale
Tüm dünya'ya örnek asker
Komutanıyla yürek asker
Vatan millet diyen asker
Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale
Çanakkale geçilir mi sandın
Topuna tüfeğine mi kandın
Türk'ü yenilir mi sandın
Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale
Al bayrakla koşan asker
Ölüm emrini alan asker
Yaralı düşmanı saran asker
Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale
Bu destan anlatılmaz yaşanır
Bu şehitler unutulmaz anılır
Koca Seyit Bismillah der kaldırır
Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale
Anne ile aile Mutluysa olmaz çile
Anne ile aile Mutluysa olmaz çile
Olmalı hassasiyet
Şahsın ailesine
Aman dikkat etmeli
Düşmanın hilesine
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Saygı sevgi önemli
Hürmet muhabbet şefkat
Bunlar gerçekleşirse
Aile olur rahat
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Kanunlar bizim için
Yok ise hayat durur
Kuvvetli olan kişi
Düşkünü yere vurur
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Hukuk dışı zorbalık
Hiç meşru sayılamaz
İnsan insandır bilin
Çayırda yayılamaz
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Hassas davranmalıyız
Ölçü tartı ayarı
Canlar anlaşılmazsa
Kaçar topuz kantarı
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Keyfi uygulamalar
Derhal yok edilmeli
Mafya ve karaborsa
Derhal reddedilmeli
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Aile devlet millet
Sosyal huzur barışı
Ayrım yapmak çok yanlış
Kaybederiz yarışı
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Muhtacız kardeşliğe
İç huzur önemli çok
Tuğla üstüne harcı
Koyup kalmalıyız tok
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Kötü huzursuzluklar
Mide bulandırmakta
Çıkarcı soyguncular
Adam dolandırmakta
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Tahrip ve güvensizlik
Uçurum oluşturur
Saygı sevgi ve hürmet
Canları buluşturur
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
İşçi memur yöneten
Siz işitin sesimi
Sevin coşun ve gülün
Harcadım nefesimi
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Hasan Sancak sizlerle
Asla uzak değilim
Kaynaşın kucaklaşın
Böyle der bize ilim
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Olmalı hassasiyet
Şahsın ailesine
Aman dikkat etmeli
Düşmanın hilesine
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Saygı sevgi önemli
Hürmet muhabbet şefkat
Bunlar gerçekleşirse
Aile olur rahat
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Kanunlar bizim için
Yok ise hayat durur
Kuvvetli olan kişi
Düşkünü yere vurur
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Hukuk dışı zorbalık
Hiç meşru sayılamaz
İnsan insandır bilin
Çayırda yayılamaz
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Hassas davranmalıyız
Ölçü tartı ayarı
Canlar anlaşılmazsa
Kaçar topuz kantarı
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Keyfi uygulamalar
Derhal yok edilmeli
Mafya ve karaborsa
Derhal reddedilmeli
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Aile devlet millet
Sosyal huzur barışı
Ayrım yapmak çok yanlış
Kaybederiz yarışı
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Muhtacız kardeşliğe
İç huzur önemli çok
Tuğla üstüne harcı
Koyup kalmalıyız tok
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Kötü huzursuzluklar
Mide bulandırmakta
Çıkarcı soyguncular
Adam dolandırmakta
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Tahrip ve güvensizlik
Uçurum oluşturur
Saygı sevgi ve hürmet
Canları buluşturur
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
İşçi memur yöneten
Siz işitin sesimi
Sevin coşun ve gülün
Harcadım nefesimi
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
Hasan Sancak sizlerle
Asla uzak değilim
Kaynaşın kucaklaşın
Böyle der bize ilim
Anne ile aile
Mutluysa olmaz çile
AiLe
AiLe
Bir aile düşün, çerden çöpten ve yıkılmaya musait.
Bir aile daha düşün, saçmalıklar kuşatmış, onlara ait.
Bir aile düşün, taksitle kurulmuş veresiye her şey.
Bir aile daha düşün, ne özgür düşünce var ne birey.
Bir aile düşün, töreyle, korkuyla, baskıyla kurulmuş.
Bir aile daha düşün, ona toplumsal tuzak kurulmuş.
Bir aile düşün, ekmek peşinde ziyan olmuş bir baba.
Bir aile daha düşün, o aileden ne köy olur ne kasaba
Bir aile düşün, görücü usulü yamanmış iki tezat kişi.
Bir aile daha düşün, o ailenin yüce Allah' a kalmış işi.
Bir aile düşün, anne baba ayrı ayrı dünyalarda yaşar.
Bir aile daha düşün, çocuk doğar ve dünyası şaşar.
Bir aile düşün, başkalarının isteği üzerine kurulsun.
Bir aile daha düşün, sevgi, umut, insanlık vurulsun.
Bir aile düşün, salaklık, cahillik, çaresizlik diz boyu.
Bir aile daha düşün, seçimde kendine vermez oyu.
Bir aile düşün, namus diye olmadık cinayetler işlensin.
Bir aile düşün, kişiliğini yaşamak isteyen fişlensin.
Bir aile düşün, nerden baksan sorun, feryat, kargaşa.
Bir aile daha düşün, ateşi tutarken kullanmasın maşa.
Bir aile düşün, mutluyum diye hep kendini kandırsın.
Bir aile daha düşün, toplumu gizli gizli yandırsın.
Bir aile düşün, on nüfusa bir dikili ağaç Allah vere.
Bir aile daha düşün, aile olmak nere bu aile nere.
Bir aile düşün, gelir dağılımından pay almadan yaşıyor.
Bir aile daha düşün, geliri dağıtmayarak haddini aşıyor.
Bir aile düşün, yıllar yılı yoksulluk altında can veren.
Bir aile daha düşün, ne dinleyen ne anlayan ne gören.
Bir aile düşün, kolaya endeksli, çalışmadan elde eden.
Bir aile daha düşün, doğru yol var iken yan yolda giden.
Bir aile düşün, bana deymeyen bin yıl yaşasın diyen.
Bir aile daha düşün, korku ile yaşayıp yavan ekmek yiyen.
Bir aile düşün, savaşanı, mücadele edeni yalnız koyan.
Bir aile daha düşün, savaşmayan ailelerin gözlerini oyan.
Bir aile düşün, aile kavramını yozlaştırmışken aileyim der.
Bir aile daha düşün, ticarete dökmüş işi mahkemeye gider.
Bir aile düşün, pazarlıklı, sözleşmeli, şartlarla dayanır kökü.
Bir aile daha düşün, güven yok, inanç yok çok ağır yükü.
Bir aile düşün, çerden çöpten ve yıkılmaya musait.
Bir aile daha düşün, saçmalıklar kuşatmış, onlara ait.
Bir aile düşün, taksitle kurulmuş veresiye her şey.
Bir aile daha düşün, ne özgür düşünce var ne birey.
Bir aile düşün, töreyle, korkuyla, baskıyla kurulmuş.
Bir aile daha düşün, ona toplumsal tuzak kurulmuş.
Bir aile düşün, ekmek peşinde ziyan olmuş bir baba.
Bir aile daha düşün, o aileden ne köy olur ne kasaba
Bir aile düşün, görücü usulü yamanmış iki tezat kişi.
Bir aile daha düşün, o ailenin yüce Allah' a kalmış işi.
Bir aile düşün, anne baba ayrı ayrı dünyalarda yaşar.
Bir aile daha düşün, çocuk doğar ve dünyası şaşar.
Bir aile düşün, başkalarının isteği üzerine kurulsun.
Bir aile daha düşün, sevgi, umut, insanlık vurulsun.
Bir aile düşün, salaklık, cahillik, çaresizlik diz boyu.
Bir aile daha düşün, seçimde kendine vermez oyu.
Bir aile düşün, namus diye olmadık cinayetler işlensin.
Bir aile düşün, kişiliğini yaşamak isteyen fişlensin.
Bir aile düşün, nerden baksan sorun, feryat, kargaşa.
Bir aile daha düşün, ateşi tutarken kullanmasın maşa.
Bir aile düşün, mutluyum diye hep kendini kandırsın.
Bir aile daha düşün, toplumu gizli gizli yandırsın.
Bir aile düşün, on nüfusa bir dikili ağaç Allah vere.
Bir aile daha düşün, aile olmak nere bu aile nere.
Bir aile düşün, gelir dağılımından pay almadan yaşıyor.
Bir aile daha düşün, geliri dağıtmayarak haddini aşıyor.
Bir aile düşün, yıllar yılı yoksulluk altında can veren.
Bir aile daha düşün, ne dinleyen ne anlayan ne gören.
Bir aile düşün, kolaya endeksli, çalışmadan elde eden.
Bir aile daha düşün, doğru yol var iken yan yolda giden.
Bir aile düşün, bana deymeyen bin yıl yaşasın diyen.
Bir aile daha düşün, korku ile yaşayıp yavan ekmek yiyen.
Bir aile düşün, savaşanı, mücadele edeni yalnız koyan.
Bir aile daha düşün, savaşmayan ailelerin gözlerini oyan.
Bir aile düşün, aile kavramını yozlaştırmışken aileyim der.
Bir aile daha düşün, ticarete dökmüş işi mahkemeye gider.
Bir aile düşün, pazarlıklı, sözleşmeli, şartlarla dayanır kökü.
Bir aile daha düşün, güven yok, inanç yok çok ağır yükü.
Benim denizimde
Benim denizimde
Bir parkta oturmuş
Kendimi dinliyordum
Issız denizimde
Kağıttan yaptığım
Gemilerimi yüzdürüyor
Ve batırıyordum kendi ellerimle,
Çünki,
Hepsi kağıttandı
Islanacaklar diyordum
Neye yarar
Islandıkdan sonra
Yüzemedikden sonra diyordum.
Bir bankta oturmuş
Kendimi dinliyordum
Issız denizimde
Yanımda yer vardı
Adedini bilmek istemediğim
Çok geçmedi
Kulağımda konuşma sesleri
Yaşam savaşı şikayetleri
Aslında zor sanattı
Yaşama direnme
Biliyor
fakat susuyordum.
Sonra serçe kuşları geldiler
Ve ben
Bankta oturmuş
Serçelerin ekmek kavgasını seyrediyordum
Güneşin gülen yüzüyle
Ve,
Hayata bağlanmışlığımla.
Park çiçek kokularıyla
Nağme nağme dağıtırken kendisini
Ben kendi denizimde
Kağıttan yaptığım gemileri yüzdürüyor
Islanınca batırıyordum
Neye yarar ıslandıkdan sonra
Yüzemedikden sonra diyordum.
Bir parkta oturmuş
Kendimi dinliyordum
Issız denizimde
Kağıttan yaptığım
Gemilerimi yüzdürüyor
Ve batırıyordum kendi ellerimle,
Çünki,
Hepsi kağıttandı
Islanacaklar diyordum
Neye yarar
Islandıkdan sonra
Yüzemedikden sonra diyordum.
Bir bankta oturmuş
Kendimi dinliyordum
Issız denizimde
Yanımda yer vardı
Adedini bilmek istemediğim
Çok geçmedi
Kulağımda konuşma sesleri
Yaşam savaşı şikayetleri
Aslında zor sanattı
Yaşama direnme
Biliyor
fakat susuyordum.
Sonra serçe kuşları geldiler
Ve ben
Bankta oturmuş
Serçelerin ekmek kavgasını seyrediyordum
Güneşin gülen yüzüyle
Ve,
Hayata bağlanmışlığımla.
Park çiçek kokularıyla
Nağme nağme dağıtırken kendisini
Ben kendi denizimde
Kağıttan yaptığım gemileri yüzdürüyor
Islanınca batırıyordum
Neye yarar ıslandıkdan sonra
Yüzemedikden sonra diyordum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)